Türk hukuk sisteminde zorunlu arabuluculuk, yıllar içinde kapsamını önemli ölçüde genişletmiş bir ön şart mekanizmasına dönüşmüştür. 2017 yılında iş davaları ile başlayan zorunlu arabuluculuk uygulaması, sonraki yasal düzenlemelerle ticaret, kira, tüketici ve daha pek çok alanı kapsayacak biçimde yeniden şekillendirilmiştir. 2026 itibarıyla zorunlu arabuluculuk hangi davalarda uygulanır sorusu, hem bireyler hem de şirketler açısından kritik önem taşımaktadır. Arabuluculuğa başvurmadan dava açılması, davanın usulden reddedilmesiyle sonuçlanmaktadır.
Zorunlu Arabuluculuk Neden Dava Şartıdır?
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nda yapılan değişiklikler ve ardından yürürlüğe giren çeşitli özel kanunlarla arabuluculuk, bazı dava türlerinde dava şartı olarak kabul edilmiştir. Bu düzenlemenin temel amacı, yargı önünde biriken dava yükünü azaltmak, uyuşmazlıkları daha hızlı ve daha az maliyetle çözmek ve mahkemelerin gerçekten yargısal denetim gerektiren uyuşmazlıklara odaklanmasını sağlamaktır.
Dava açmadan önce arabuluculuk şartını yerine getirmeyen tarafların açtığı davalar, dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddedilir. Bu ret, esasa ilişkin bir karar olmadığından aynı uyuşmazlık için ileride tekrar dava açılabilir; ancak bu süreçte kaybedilen zaman ve yapılan masraflar telafi edilemez.
2026 İtibarıyla Zorunlu Arabuluculuk Kapsamındaki Dava Türleri
1. İş Uyuşmazlıkları
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesiyle düzenlenen iş uyuşmazlıkları, zorunlu arabuluculuğun ilk ve en kapsamlı uygulama alanıdır. 2017 yılında yürürlüğe giren bu düzenlemeye göre, bireysel veya toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan işçi-işveren uyuşmazlıklarında dava açılabilmesi için öncelikle arabuluculuğa başvurulması zorunludur.
Bu kapsama giren dava türleri şunlardır:
- İşe iade davaları
- Kıdem tazminatı talepleri
- İhbar tazminatı davaları
- Fazla mesai ücret alacakları
- Yıllık izin ücreti alacakları
- Ücret alacağına ilişkin davalar
- Mobbing ve psikolojik tacizden kaynaklanan tazminat talepleri
- İşçi sağlığı ve iş güvenliğinden doğan uyuşmazlıklar
Öte yandan iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları 2026 itibarıyla halen zorunlu arabuluculuk kapsamı dışındadır.
2. Ticari Uyuşmazlıklar
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamındaki ticari davalar, 2018 yılından itibaren zorunlu arabuluculuk kapsamına alınmıştır. Bu düzenlemeyle ticaret mahkemelerinin iş yükünü azaltmak ve iş dünyasındaki anlaşmazlıkların daha hızlı çözümü hedeflenmiştir.
Zorunlu arabuluculuğa tabi ticari uyuşmazlıklar arasında şunlar yer almaktadır:
- Ticari satım sözleşmesinden doğan alacak ve tazminat davaları
- Şirketler arası sözleşme uyuşmazlıkları
- Ortaklık pay devirlerine ilişkin uyuşmazlıklar
- Ticari kira sözleşmelerinden kaynaklanan bazı uyuşmazlıklar
- Acentelik, distribütörlük ve bayilik sözleşmesi uyuşmazlıkları
- Fatura ve çek itirazları
Ticari uyuşmazlıklarda zorunlu arabuluculuğun uygulanabilmesi için her iki tarafın da tacir sıfatı taşıması ya da uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgili olması gerekmektedir.
3. Tüketici Uyuşmazlıkları
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamındaki tüketici uyuşmazlıklarında belirli bir parasal eşiğin üzerinde kalan talepler için zorunlu arabuluculuk öngörülmüştür. 2026 itibarıyla bu eşik, her yıl Tüketici Hakem Heyeti sınırları çerçevesinde güncellenmektedir.
Tüketici uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuk kapsamına giren örnek davalar:
- Ayıplı mal veya hizmet nedeniyle tazminat talepleri
- Abonelik sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar
- Mesafeli satış ve e-ticaret anlaşmazlıkları
- Konut satış ve teslim uyuşmazlıkları
- Tüketici kredisi sözleşmelerinden kaynaklanan davalar
4. Kira Uyuşmazlıkları
2023 yılında 6325 sayılı Kanun'da yapılan önemli değişiklikle kira uyuşmazlıkları da zorunlu arabuluculuk kapsamına alınmıştır. Bu düzenleme, özellikle kiracı-kiraya veren arasındaki çözümsüz anlaşmazlıkların yargı yoluna yığılmasını önlemek amacıyla hayata geçirilmiştir.
2026 itibarıyla kira davalarında zorunlu arabuluculuk kapsamı şu şekildedir:
- Kira tespit davaları (kira bedelinin tespiti)
- Kira uyarlama davaları
- Tahliye davaları (bazı hallerde)
- Kira bedelinin ödenmemesine dayalı tahliye talepleri
Tüm kira uyuşmazlıklarının zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığı unutulmamalıdır. Hangi davanın bu kapsama girdiği somut olaya göre değerlendirilmelidir.
5. Ortaklığın Giderilmesi Davaları
Miras hukuku veya müşterek mülkiyet kapsamında açılan ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davalarında da arabuluculuk ön koşulu aranmaktadır. Bu tür uyuşmazlıklarda paydaşlar arasında anlaşma sağlanması, yargılama sürecine kıyasla çok daha pratik ve hızlı bir çözüm sunmaktadır.
6. Sigorta Uyuşmazlıkları
Sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan tazminat talepleri, 2026 itibarıyla zorunlu arabuluculuk kapsamında değerlendirilen alanlardan biridir. Özellikle kasko, konut sigortası, sağlık sigortası gibi bireysel sigorta uyuşmazlıklarında arabuluculuk ön şartı aranmaktadır.
7. İdare Hukuku Kapsamındaki Bazı Uyuşmazlıklar
Son dönemdeki yasal düzenlemelerle idari uyuşmazlıklarda da arabuluculuğun kapısı aralanmıştır. Özellikle kamu ihalelerinden ve idari sözleşmelerden kaynaklanan bazı özel hukuk niteliğindeki uyuşmazlıklar bu kapsama dahil edilmektedir.
Zorunlu Arabuluculuk Dışında Kalan Dava Türleri
Her ne kadar zorunlu arabuluculuğun kapsamı genişlemiş olsa da bazı dava türleri bu yükümlülükten muaf tutulmuştur. 2026 itibarıyla zorunlu arabuluculuk dışında kalan başlıca davalar şunlardır:
- Ceza davaları ve ceza yargılamasına bağlı tazminat talepleri
- Aile hukukuna ilişkin davalar (boşanma, velayet, nafaka vb.) - bu davalar farklı bir uzlaştırma mekanizmasına tabidir
- İdare mahkemelerindeki tam yargı ve iptal davaları
- Konkordato ve iflas davaları
- Tapu iptali ve tescil davaları (mülkiyet hakkının özüne ilişkin olanlar)
- İş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan tazminat davaları (bu istisnada değişiklikler tartışılmaktadır)
- Tespit davaları (eda niteliği taşımayan saf tespit talepleri)
- Çekişmesiz yargı işleri
Bu listedeki bazı dava türleri için arabuluculuk ihtiyari olarak tercih edilebilir; yalnızca zorunluluk koşulu aranmaz.
2026'da Genişleyen Kapsam ve Güncel Eğilimler
Türk hukuk politikası, arabuluculuğun uygulama alanını her geçen yıl daha da genişletme yönünde bir eğilim sergilemektedir. 2026 itibarıyla, yoğun tartışma konusu olan bazı yeni alanların da zorunlu arabuluculuk kapsamına alınabileceği gündeme gelmektedir. Bu nedenle dava açmadan önce her zaman güncel mevzuatın kontrol edilmesi ve konusunda uzman bir avukattan görüş alınması büyük önem taşımaktadır.
Söymen Hukuk Bürosu olarak Bayraklı/İzmir'de zorunlu arabuluculuk kapsamındaki tüm dava türlerinde profesyonel hukuki destek sunuyoruz. Açmak istediğiniz davanın arabuluculuğa tabi olup olmadığının tespiti, arabuluculuk başvurusu ve toplantı süreçlerinin yönetimi ile anlaşma veya anlaşmazlık sonrası hukuki stratejinin belirlenmesi konularında deneyimli avukat kadromuzla yanınızdayız.